sanatci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanatci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2015 Cumartesi

Nejla Ateş Brodway de bir Türk kadini

Nejla Ateş, (doğum ismiyle Naciye Batır) (d. 7 Mart 1927 KöstenceRomanya - ö. Nisan 2005 İstanbulTürkiyeKırım Tatarı asıllı Türk dansçı ve oyuncu.
Romanya’nın Köstence şehrine bağlı Kanara kasabasında dört kız kardeşten biri olarak dünyaya geldi. Yol yapım işçisi olan babasının geçirdiği iş kazasından bir süre sonra ölmesi üzerine aile, Atatürk'ün Romanya'da yaşayan Tatar Türklerini aldırtma girişimi sayesinde, Türkiye’ye geldi. Bir çorap fabrikasında çalışmaya başlayan Naciye, Madam Esther adındaki dansçıdan dersler aldı. Madam Esther, kabiliyetini fark ederek onu Ses Opereti’ne götürdü.
1942 yılında genç yaşta profesyonel dans hayatına başladı. Ses Opereti’nde şansı açıldı ve Tepebaşı Bahçesi’ndeki revü gösterilerine katılmaya başladı. Burada Tenasüp Onat ve Marco adındaki Macar dansçı ile çalıştı. Akrobatik dans etmeyi Marco’dan öğrendi. Marco dansı bırakınca Rıfat Telgezer’in cambazhanesinde çalışmaya başladı ve adını Nejla olarak değiştirdi.
1947 yılında Ferdi Tayfur'un yönettiği Kerim'in Çilesi filminde rol almıştır.
Kıbrıs’ta başlayan yurt dışı serüveni, Beyrut’tan sonra BağdatKahireRoma derken onu eğlence dünyasının kalbinin attığı Paris’e götürdü. Paris’in en ünlü müzikhol ve gece kulüplerinde çalıştı.
1952 yılında aldığı teklif sonrası Amerika Birleşik Devletleri’ne geldi. Ateş bu kıtada da başarılı oldu ve Meksiko dahil çeşitli kentlerde sahne aldı. Majestic ve Belascogibi Broadway'in önemli sahnelerde ve Fanny[1] gibi ünlü müzikallerde yer aldı. "The Exquisite Turkish Delight" olarak anılmaya başladı. Ancak menajeri bütün servetini kumarda kaybetti. 4 Kasım 1954 tarihinde New York'lu heykeltıraş Albino Manca tarafından yapılan Nejla Ateş'in çıplak bir heykeli Central Park'a yerleştirildi.[2]


1954 yılında Arslan Yürekli Rişar filminde Fas'lı bir dansçıyı, 1955 yılında Sinbad'ın Oğlu filminde de bir Arap dansçıyı canlandırdı.[3] Sonu hep hüsranla biten aşk ve evlilik maceraları arasında Sheppard William King III, oyuncu George Sanders, şarkıcı Billy Daniels, vücut geliştirmeci Gerrard Brix, şarkıcı Bobby Colt, oyuncu Gary Crosby, Suudi Arabistan Prensi Faysal Hegelan ve Prens Ali Han yer almıştır. Sahnede düşüp uzun müddet hasta yatması ve içine düştüğü borçlarla büyük bunalıma girdi. ABD'de bulunduğu sürece Amerikan, Fransız ve Türk basınında yer buldu. 30 Kasım 1963 tarihli Hürriyet gazetesinde Türk Sanat Müziği sanatçısı Zeki Müren'in kendisiyle yaptığı söyleşi yer alır. ABD'de olduğu süre içinde iki intihar girişiminde bulunur. İlkinde şarkıcı sevgilisi Gary Crosby ile yaptığı tartışmadan sonrasakinleştirici almış, ikincisinde anksiyolitik kullanmış ve ateşli bir komaya girmiştir.
1965’te Türkiye’ye dönerek sanat hayatına yeniden başladı. Kurduğu revünün kadrosunda akrobat olarak çalışan Özer Beyşehir ile evlendi. 1967'den itibaren kalp krizleriyle uğraşmaya başladı.
2005’te İstanbul’da hayatını kaybetti.

10 Ocak 2015 Cumartesi

Bir deli ve garip fikirleri Ilyasdan cirkinlemeler

İçinde bulunduğumuz duruma nasıl bakıyorsunuz? Umutlu musunuz?- Elbette umutluyum. 60 bin yıl içeriyor insanlığın ‘Homo sapiens dönemi’ne girmesi, aklıyla hareket etmesi. Tarih, bir ustanın dediği gibi zaman zaman iki adım ileri, bir adım geri şeklinde ilerler. Bazı nedenlerle, bunlar çıkar ilişkileri olabilir, dinsel, etnik nedenler olabilir ya da bambaşka nedenler olabilir... İşte bu tür engellerle toplumlar dağılır. Yumruk yemiş boksör gibi olur ve hakem saymaya başlar. Şu anda bizim durumumuz da böyle. Hakem sayıyor ama boksör tekrar ayağa kalkacak. Bazen birkaç kuşak harcanır ama hiçbir zaman tarihin tekerine çomak sokamazlar. Onun için Türkiye’nin de tekerine çomak sokamayacaklar. Geçip gidecekler. Geride ‘Türkiye insanı’ kalacak ve kucaklaşacaklar. “Alevi, Sünni, Çerkes, Gürcü, Laz, Amerikalı, Danimarkalı ayrımı yok, insan var” diyecekler. Haa, ben bunu görür müyüm? Muhtemelen görmem. İnsanın en büyük hatası da bence burada: “Müreffeh, demokrat bir ülkede yaşamayacaksam ben niye mücadele edeyim, nasıl olsa ben göremeyeceğim” diyor. Sen görme ama 10 kuşak sonra bir çocuk daha güzel bir dünyada yaşayacak ve bu, senin bugün örülmekte olan demokrasi duvarına koyacağın bir taştan dolayı olacak. Onun için umutlu olmak zorundasın. Ben umutsuz değilim.  Bu yolda da oğlumla beraber yöneteceğim bir film çekeceğim, “Deliler Meclisi” diye. Delilerden oluşan bir meclis, TBMM’nin karşısına kurulacak. İçeride Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi tartışılırken deliler de başka türlü bir tartışmaya girecekler. Ben kendimi oynayacağım, ‘Deli İlyas’ı yani.

Zor ve de ‘tehlikeli’ bir işe girişeceksiniz yani...- Bana diyorlar ki, “Çok sivri konuşuyorsun, içeri gireceksin ve bu kez hiç çıkamayacaksın. Metris küçük hapishane, Türkiye büyük hapishane. Hangisinde yatarsan yat fark etmiyor. Önemli olan bileğimize taktıkları kelepçe, attıkları zindanlar değil. Kendi hapishanemizde beynimize kelepçe takılması, asıl kötü olan bu. Ben kendi beynime kelepçe takmadığım için çok rahatım. Gelsinler götürsünler, Metris mi, Silivri mi, Muş Kapalı Cezaevi mi hiç umurumda değil.
Gezi sizin için bir umut ışığı mıydı?- Ben şunu savunuyorum: Orada yüzbinlerce Mustafa Kemal vardı. Daha önce bir şey yazmıştım: Yıl 2003, Mustafa Kemal tekrar Türkiye’ye gelir. Çok iyi karşılanır, dolaştırılır ve Meclis’e götürülür. Buradaki tartışmalara tanık olur. Gece kendisini lüks bir otele götürürler kalması için reddeder; Ankara’da Samanpazarı’nda küçük, ahşap bir oteli tercih eder. Sabah bakarlar ki, Mustafa Kemal yok ama bir not bırakmış: “Efendiler, ben önce İstanbul’a gidiyorum, orada bir vapur bulup tekrar Samsun’a çıkacağım. Çünkü bu memleketin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var.” Gezi’de böyle bir hava gördüm işte.
İyi ama orada sadece Kemalist gençler yoktu, kendini böyle addetmeyen başka sol gruplar da vardı.- Addetmiyorlar da Hasan İzzettin Dinamo’nun ‘Kutsal Mücadele’sini okumuşlar mı? Çetin Yetkin’in ‘Türk Halk Hareketleri’ni okumuşlar mı? Nutuk’u okumuşlar mı? Bu ülkeyi hangi şartlarda kurtardılar, para yok pul yok, silah yok, top tüfek yok... Gerçek anlamda Mustafa Kemal’in hikâyesini biliyorlar mı? 15 yaşında Selanik Sosyalist Hareketi’ne katıldığının farkındalar mı? İttihat Terakki’ye neden girip çıktı, meseleye vâkıflar mı? Alfabeyi okumadan bazı sosyalist kitaplara dalıyorlar ve sonrasında Mustafa Kemal’i reddediyorlar. Hepsini okuyun sonra gideceğiniz yola karar verin. Bizde inkâr ve eleştiri sürekli birbirine karıştırılıyor.
 
Yani Gezi sizde umut ışığı doğurdu.
- Bu ülkede gerçeği görenler var ama sindirilmişlerdi. Gezi bir silkinişti. Bu silkiniş bile benim yıllarca mutlu olmama yeter. Bu, yarınların güzelleşeceği anlamına gelir. Bu gençlik benim için umut ışığı oldu.
Uzun bir suskunluk döneminiz var, sanki popüler kültür sizi görmezden geliyordu.
- Aslında beni baştan beri görmezden geliyorlardı çünkü beni ‘asi’ olarak görüyorlardı. Ben normal adam değilim, normal adamları da sevmem. Bu düzende normal olan anormaldir. Herkesin ‘Evet’ dediği bir ortamda ben ‘Hayır’ diyenlerin çoğalması için uğraşırım. Mesela Turgut Özal, Ankara’da ‘Sarı Mercedes’ dolayısıyla bana ödül verecekti. Geldi elini uzattı, “Kusura bakma sizinle tokalaşmak istemiyorum. Çünkü bu ülke değerlerini özellikle bizim deyimimizle emperyalist güçlere peşkeş çeken insanlara sonuna kadar karşıyım” dedim. Ki ben bunu tiyatroya başladığım günden beri söylüyordum. Söylediklerime bozuldu ve uzaklaşarak  gitti.
Bu ülkede kötülükler yaşanıyorsa ve sen karşı çıkıyorsan hemen ‘Devlet düşmanı’ yaftasını yiyorsun. Bu durumda da ne yapıyorlar? Sana iş vermiyorlar. İş verilmeyince ne yapacaksın?  Kendi işini kendin yapacaksın. Üç kitap yazdım, yayımladım, onları imzalayarak kitap fuarlarını dolaştım. İlerici, Kemalist, demokrat gecelere gittim, üç-beş kuruş aldım oralardım. Böyle yaşadım. Yoksulluk edebiyatı da yapmıyorum, evim var, çocuklarımı büyüttüm, onların da evleri var, yazlığım var, arabayı vurduk, iki haftadır arabamız yok ama o da var. Ayrıca Türkiye kaza yaptı, bir tek ben mi kaza yapıyorum?
Neyse, ana meselemize dönersek yapımcılar bana hep mesafeli baktı. Sinema çevresinde, oyuncu arkadaşlarımda, eleştirmenlerde, basında elbette böyle bir tavır yoktu ama ben sermaye düşmanıydım. Sermaye de bana iş yaptırmadı, bunu açıklıkla söylüyorum. Çünkü ben sosyalistim. Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar derler ama milyarlarca yıldır birileri yiyor. Birileri bakıyor ama kıyamet bir türlü kopmuyor.
Erdoğan’a gelirsek bu konuda neler söylersiniz?
- Bu aslında Menderes’le başlayan bir gerileme. Mustafa Kemal’in dışında kim gelirse gelsin Amerika’nın tedrisatından geçti, Cumhuriyet’in değerlerine sırt çevrildi. Tayyip Erdoğan’a gelirsek. Bir halkın inancını kullanarak iktidarda kalamazsın. Allah’la koalisyon yapılmaz. Bu ülkede inanan hiçbir insana saygısızlık etmedim. Benim annem babam da inanırdı. Ayrıca “Ben yaptım” demek hiç doğru değil, yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya kadar her şeyden vergi topluyorsun. Benim paramla yapıyorsun. Sonra karşıma çıkıp ben yaptım diyorsun. Hayır efendim, asıl ben yaptım. Sen sadece konuştun. Gelsin tartışalım. Ben Zebur’u, Tevrat’ı, Kuran’ı, İncil’i okudum, hem de üç-dört kez. Kendisine bir yıl süre veriyorum, bu sürede çalışsın. Ve sonrasında oturup tartışalım: Dinle devletin ne ilişkisi var?

6 Temmuz 2014 Pazar

Hasan Cihat Örter ve Dini maske altinda Ateizm


"VARSAYALIM" YÜCE TANRI'dan MEKTUP :

DİYELİMKİ BEN HİÇ BİR ZAMAN VAR OLMADIM 
VE 
BENİ DİNLERSENİZ GİDİN ADAM GİBİ YAŞAMAYA BAKIN 

BENİM ADIMA ELÇİ VE VEKİL YARATIP BİRBİRİNİZİ KANDIRIYORSUNUZ, ONU ANLADIK DA, PEKİ BENİM ADIMI NİYE ORTAYA ATIP KULLANIYORSUNUZ??

EĞER BEN ALLAH İSEM NİYE MUSA'yı GÖNDEREREK CUMARTESİYİ, İSA'yı GÖNDEREREK PAZAR GÜNÜNÜ, VE MUHAMMED İLE CUMA GÜNÜNÜ TATİL YAPAYIM??!!!

NİYE İSA'nın MÜRİTLERİ KİLİSEDE ŞARABI RAHAT
İÇEBİLİRKEN DİĞERLERİ İÇTİĞİNDE KIRBAÇ YEMEK ZORUNDA KALIYOR??!!

NİYE BİRİSİNİ KARA ÇARŞAFA SARMAM GEREKİRKEN DİĞERİNİ ÜSTSÜZ GEZMESİNE MÜSAADE EDEYİM?

BİRİSİ İMAMI İLE DİĞERİ PEYGAMBERİ İLE
BİR BAŞKASI HAYALLERİ İLE MUTLU OLSUN AMA SONUNDA NEDEN BİRİSİ HATEM DİĞERİ MATEM OLSUN??..

EĞER Kİ BEN VAR İSEM VE DİNLERİN ANLATTIĞI GİBİ BU DENLİ SEVGİ DOLU İSEM;
TARİHTEKİ EN KANLI SAVAŞLAR,
DİNİ VECİBELERİN YERİNE GELMEMESİ SONUCU MEYDANA GELEN KATLİAMLAR NEDEN HEP DİN ADINA GERÇEKLEŞTİ????!!!

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ ÖLENLER CENNET'te MİDİR YOKSA CEHENNEM'de Mİ????

VEYA DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ MUSA, İSA VE MUAHAMMED ÖNCESİNDE DOĞAN VE ÖLENLERİN HESABINA NASIL BAKILACAK??

DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ BEN BÖYLE BİR ALLAH OLSAYDIM; NİYE O ZAMAN BİR ÇOK YAMUK İNSANIN BENİM ADIMA ALLAHLIK YAPMASINA VE YERYÜZÜNÜ CEHENNEME ÇEVİRMESİNE MÜSAADE EDİYORUM??

İBADETE MUHTAÇ OLAN BİR ALLAH. EMİRLERİNDEN VAZGEÇENLERİ GADDARCA CEHENNEME GÖNDERECEĞİNE YEMİN EDEN BİR ALLAH.

YERYÜZÜNÜ BİR DENEY ORTAMI VE İNSANLARI
DENEY FARESİ GİBİ GÖREN VE YERYÜZÜNDE YASAKLADIĞI HER ŞEYİ (ŞARAP, ZİNA VB...) CENNET İÇİN VAAT EDEN BİR ALLAH...

EMİN OLUN Kİ O BEN DEĞİLİM VE OLAMAM

ARKADAŞ AYAK AYAK ÜSTÜNE ATIYORSUN VE BEKLİYORSUN Kİ FALAN VEYA FİLAN ERMİŞ GELECEK SENİ İHYA EDECEK ÖYLE Mİ? MADEM ONU BEKLİYORSUN BUGÜNDEN İTİBAREN CENNETİN KAPISINI MÜHÜRLÜYORUM VE KİMSEYİ SOKMAYACAĞIM ANLAŞILDI MI?

HEPİNİZİN BEYNİNDE BİR KAÇ MİLYAR GRİ HÜCRE VARDIR BOZULMASINLAR VEYA TOZLANMASINLAR DİYE ASIL ONLARI ÇALIŞTIRIN...

DÜNYANIN İÇİNE EDER, DÖNÜP "ALLAH'ın TAKDİRİ" DERSİNİZ.
HİÇ Mİ AKLINIZA GELMİYOR MU? EN AZINDAN BİR GOOGLE MÜDÜRÜ KADAR BECERİ SAHİBİ DEĞİL MİYİM Kİ HEM ÜRETİCİLER HEM TÜKETİCİLER MEMNUN OLSUNLAR???

SİZ BİR KEZ GOOGLE İÇİN SIGN-IN YAPINCA UZUN BİR SÜRE O BAĞLANTIYI KOPARMADAN GÖTÜREBİLİYORSUNUZ.
PEKİ HER GÜN BENİM İÇİN 5 DEFA SIGN-IN YAPMANIZA NE GEREK VAR. GÖNÜLDEN BENİMLE İSENİZ YETERLİ, BİR ÖMÜR O BAĞLANTI İLE DEVAM EDEBİLİRİZ.

DUALARINIZA GELİNCE EMİN OLUN ONLARIN %99.99 SPAM OLARAK KALIYOR
VE
HİÇ MAIL BOX'ıma YANSIMIYOR.

BEN SİZE DÜŞÜNÜN DİYE AKIL VERDİM
HAREKETE GEÇİN DİYE EL VERDİM
YÜRÜSENİZ DİYE AYAK VERDİM
GÖZ KULAK, AĞIZ VE DİĞERLERİ
SİZ KARAR VERESİNİZ, UYGULAMAYA KOYASINIZ DİYE BUNLAR VERİLDİ. YOKSA VERMEYİP DUALARLA, MUSKALARLA, KENDİ KANUNLARIM LA SİZİN YERİNİZE KARAR VERİP UYGULAMAYA KOYARDIM.

SİZ BENİM HER DİNİ YARATIRKEN BİRİSİ VEYA BİRİLERİNİN HUYUNA VE ZEVKİNE GÖRE VE ARALARINDA BU DENLİ FARKLILIKLAR BULUNABİLECEK KADAR KARARSIZ VE DENGESİZ OLDUĞUMU NASIL DÜŞÜNÜRSÜNÜZ? VEYA HER YENİ DİN İLE BİRLİKTE TEMELDEN HER ŞEYİ BAŞTAN DEĞİŞTİRMEMİ NASIL BEKLERSİNİZ????!!

BİRAZ AKLINIZI KULLANMANIZI TAVSİYE EDERİM.

AKIL, AKIL, AKIL
AKIL, AKIL, AKIL
AKIL, AKIL, AKIL
AKIL, AKIL, AKIL



ve ona cevaben yazilan mesajlar




Yorum sizlerin...