müzisyen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzisyen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2016 Cumartesi

PRESTİJ Müzik'de soygun planlari

Burhan Aydemir, bir dönem sanatçısı, daha sonra Prestij Müzik'te ortağı olan Mahsun Kırmızıgül'ü suçladı: Bize yaptığı hainliklerin sayısı belli değil ama asıl hainliği ülkeye yaptı!
'PKK DAVASINDA ONU MEHMET GÜL AKLADI'
"MAHSUN, amatörken Almanya konserinde Öcalan posteri önünde konser vermiş. Görüntülerini Cem Uzan, Interstar'da yayınlayınca ortalık karıştı. O dönem bizim sanatçımız olduğu için Hilmi Topaloğlu gidip MHP İstanbul eski Milletvekili rahmetli Mehmet Gül'e ricada bulundu.
Mehmet Gül, Reha Muhtar'a çıkıp 'Mahsun, Türkiye Cumhuriyeti'nin evladıdır, gençlik hatası yapmış' diyerek Mahsun'u akladı." 
'KENDİNİ EFENDİ GİBİ GÖSTERİP KANDIRIR'
"MAHSUN Kırmızıgül, insan kandırma sanatında ustadır. Kendini efendi gösterip çıkarı için her ortama girer. Siyasilere de her dönem yakın durmaya çalışmıştır ama artık maskesi düştü. Bizi de kandırdı. Kendini evlat gibi gösterip sevdirdi. 1996 yılında onu tek kuruş almadan Prestij'e ortak ettik ama bizi kandırdı." 
'PRESTİJ MÜZİK'İ HİLE İLE ÜZERİNE GEÇİRDİ'
"KIRMIZIGÜL, dönemin dev şirketi Prestij'i el altından yıkıp bizi tasfiye etti. Bunu da TMSF'nin o dönemki, Fethullah Gülen'e yakın yöneticileriyle birlikte yaptı. Hiç borcu yokken, bir senet ile TMSF şirketi haraç mezat satışa çıkardı. Mahsun, şirketin yüzde 95'ini şimdiki ortağı Murat Tokat'a aldırdı. Şu an Murat Tokat'ın ticari sicilinde üzerine ne kadar şirket varsa, hepsi aslında Mahsun'undur." 
'KARDEŞİNİN DAĞDA VURULDUĞU SÖYLENİYOR'
"MAHSUN'UN kardeşinin ayağı sakattı, Allah yardımcısı olsun! Ama o tarihlerde rahmetli Hilmi Topaloğlu'ndan duyduğum, dağda askerle çatışırken yaralanıp sakatlandığıydı. Bunu gözümle görmedim ama duyduğum buydu. Hatta kardeşinin isminin Terörle Mücadele'de sildirildiğini duydum." 
ESKİ ORTAK BURHAN AYDEMİR SERT KONUŞTU
Bir dönemin en büyük müzik şirketlerinden Prestij Müzik'in ortağı Burhan Aydemir, yıllardır süren sessizliğini GÜNAYDIN'a bozdu. Aydemir; Mahsun Kırmızıgül'ün resmi Twitter sayfasında yazdığı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu hedef alan 'Yaralı olan çocukları ve yaşlı insanları ölüme terk etmek hangi dinde yazar. Bu kadar zalim, bu kadar merhametsiz nasıl oldunuz ey Başbakan?' sözlerini gördükten sonra konuşmaya karar verdiğini söyledi ve "Tüm halkımızdan özür diliyorum, bir vatan haininin kamuoyuna kazandırılmasına bilmeden katkıda bulunduğum için" dedi. İşte Burhan Aydemir'in şok suçlamaları: 
"Mahsun Kırmızıgül'ü, Diyarbakır değil, Türkiye 'Mahsun Kırmızıgül' yaptı. Bu memleketin, bu ülkenin ekmeğini yiyeceksin, sonra bu ülkeye ihanet edeceksin. O yüzden sizinle konuşmak istedim. Bu röportajın sebebi, Mahsun Kırmızıgül'ün hainliğidir. Ülkeye hainlik yapmasaydı, konuşmazdım. Çünkü bana yaptığı hainliklerin sayısı bile belli değil... 
AİLESİNE SAHİP ÇIKMADI 
"Mahsun Kırmızıgül'ü 1991-1992 yıllarında tanıdım. O dönemde Yenikapı'da çay bahçelerinde şarkıcılık yapan gariban bir çocuktu. Rahmetli ortağım Hilmi Topaloğlu vasıtasıyla tanıştım. Mahsun Kırmızıgül o tarihlerde Karagümrük'ten gariban bir hanımla evlenmiş, bir çocuğu olan birisiydi. Karısına, çocuğuna sahip çıkmayan bir arkadaştı." 
UZAN O KASETİ BULMUŞ 
"Mahsun, yurt dışında amatörken çıktığı konserlerde Abdullah Öcalan posteri önünde konser vermiş. Bu dedikodular çıkınca rahmetli Hilmi Topaloğlu, onu evladı gibi sevdiği için bu iddiaları temizlemeye çalıştı. Ancak Yaysat Kavgası sırasında Cem Uzan ile Aydın Doğan grubunun arasında büyük bir sıkıntı olmuştu. O sıkıntı sırasında Cem Uzan, bizim açığımızı aramaya başladı. O tarihlerde Mahsun Kırmızıgül'ün Almanya'daki o konserlerinin kasetini buldu. O zamanlar Öcalan'ın fotoğrafının önünde çıkan kişiyi linç ediyorlardı. Mahsun Kırmızıgül'ün o tarihlerde PKK konserindeki videsunu Cem Uzan, sahibi olduğu Interstar televizyonunda yayınladı. Ortalık karıştı." 
MEHMET GÜL SAHİP ÇIKTI 
"Rahmetli MHP İstanbul eski Milletvekili Mehmet Gül vardı o dönem. Hilmi Topaloğlu ona gidip ağladı, sızladı. Mahsun Kırmızıgül için 'Bu çocuk genç, kandırıldı; ne olur bunu aklayalım' dedi. O görüntüler televizyonda yayınlanmasına rağmen, rahmetli Mehmet Gül, televizyona Reha Muhtar'ın programına çıktı. Mahsun Kırmızıgül'e sahip çıktı, 'Mahsun, Türkiye Cumhuriyeti'nin evladıdır. Gençken hata yapmış' dedi ve Mahsun'u Türk halkına tekrar sevdirdi. Ve bugün Mahsun Kırmızıgül'ün var olma sebebi, rahmetli MHP İstanbul eski Milletvekili Mehmet Gül'dür. Hilmi Topaloğlu ağlayarak, 'Bu çocuk cahildi, gençti, kandırıldı' diyerek onu ikna etti." 
BİZE 'BABA' DERDİ 
"Bu olay sonrası Mahsun'da değişiklikler oldu. Rahmetli Hilmi Topaloğlu'na 'baba' diyor olmasına rağmen, el altından, Prestij Müzik'i yıkma operasyonlarına başladı. Bu olay öyle iki satırla anlatılacak bir şey değil. Bu arada bir anda Prestij Müzik'e TMSF'den icralar gelmeye başladı. Oysa Prestij Müzik'in en ufak bir borcu yoktu. Daha sonra bu durum Yargıtay ve mahkeme kararları ile de kanıtlandı zaten." 
"TMSF'nin haraç mezat sattığı Prestij'in tüm mallarının yüzde 95'ini, Mahsun Kırmızıgül'ün yanındaki (eski Prestij Müzik'te sigortalı elemanımız) Murat Tokat aldı. Ki Tokat daha evvel Show TV'de kameramanlık yapıyordu... Asgari ücretle çalışan, müziğin m'sini bilmeyen Murat Tokat'ın adına muhtelif şirketler kuruldu; A1 Müzik ve Boyut Film gibi... Murat Tokat'ın ticari sicilinde ne kadar firma varsa, aslında tamamı Mahsun Kırmızıgül'ündü... O tarihte Murat Tokat'ın olan firmaların bugün Yusuf Bazencir'in yani Mahsun Kırmızıgül'ün kardeşinin üstüne geçtiği konuşuluyor; bu da zaten dediklerimi teyit eder." 
KARDEŞİ DAĞA ÇIKMIŞ 
"Bu arada Mahsun Kırmızıgül'ün kardeşinin ayağı sakattı, Allah yardımcısı olsun... Biz gözümüzle görmedik, kesin bir bilgimiz yok ama o tarihte rahmetli Hilmi Topaloğlu'ndan duyduğum kadarıyla, dağda asker ile çatışırken yaralanıp sakat kalmış. Onun da Terörle Mücadele'den ismini yalvar yakar sildirttiklerini duymuştum. Bilmiyorum, bilmediğim bir şey için de 'Bu böyledir' demiyorum ama duyum bu! Araştırılması zor bir şey değil." 
DAVA YARGIDA 
"Prestij Müzik'in Unkapanı'ndaki üç tane mülkü ve Beşiktaş'taki bir tane arsası Murat Tokat'ın üzerine olan firmalar tarafından yok paralara alınmıştır. Prestij Müzik'in tarihinde yaptığı, sayısını hatırlayamadığım tüm kataloglar ve sanatçı albümleri; yine Mahsun Kırmızıgül'ün yanındaki o zat tarafından alınmıştır. Hatta benim altımdaki arabaya kadar TMSF'ye haczettirip sattırmıştır. Ben tüm davaları kazandığım halde, TMSF'ye dava açıp satılan malların parasını, 'Bu devlet benim devletim' diye düşünüp utandığım için geri almadım. Ancak Mahsun Kırmızıgül'ün iş birliği yaptığı ve Prestij Müzik'in yeni sahibi İbrahim Genç'in 'Malları haksız yere haraç mezat sattırdınız' diye TMSF'ye dava açtığını biliyorum. Bununla ilgili dosya numaralarını verebilirim; dava Çağlayan Adliyesi'nde..." 
KENDİSİ VATAN HAİNİ 
"Ben Mahsun Kırmızıgül'ün dinle pek alakasının olmadığını biliyorum. Belki vardır, gizli yapıyordur bilmem. Fethullah Gülen cemaatini biz de bir zamanlar 'hizmet' olarak bilirdik. O tarihte Mahsun Kırmızıgül, Fethullah Gülen cemaatine arkasını yaslamıştı; ki o tarihte TMSF'yi yönetenlerin de Gülenci olduğu söyleniyor. Ee Mahsun Kırmızıgül PKK'lıysa, o zaman Fethullah Gülen ile PKK'yı yöneten patron aynı kişi... Böyle bir vatan hainini, bilmeden meşhur ettiğimiz için tüm halkımızdan özür dilerim." 
İNSAN KANDIRMADA USTA 
"Mahsun Kırmızıgül insan kandırma sanatında ustadır. Kendini efendi gibi gösterip her ortama girer. Siyasilere de her ortamda yakın durmaya çalışmıştır ama artık maskesi düştü. Bizi de çok iyi kandırdı. Kendini evlat gibi gösterip sevdirdi. 1996 yılında onu tek kuruş almadan şirkete ortak ettik ama bizi kandırdı." (Sabah - Ömer Karahan)

6 Ocak 2016 Çarşamba

ZEHRA EREN'E VEDA Tangosu


Türk tangosunun benzersiz sesi Zehra Eren dün bu dünyaya veda etmiş. Onun anısına geçen yıllarda yazdığım bir yazıyı yeniden paylaşıyorum.
50’lerin tango yıldızı
ZEHRA EREN YENİDEN ARAMIZDA
Hiç Zehra Eren’in sesini dinlediniz mi? Zeki Müren en büyük hayranıydı. Atilla Dorsay yıllardır onun okuduğu tangoların bir albüme dönüşmesini bekliyordu. Şevval Sam, tango albümü yapmasının en büyük nedeninin Zehra Eren’e olan hayranlığı olduğunu söylemişti. 1950’li yıllarda radyolarda sesini duymaya başladığımız, bu oldukça erkeksi sesli (ona Türkiye’nin Marlene Dietrich’I derlerdi) şarkıcımızın ilk kez bir albümü yapıldı. TRT’nin kuruluşunun 50. Yıldönümü dolayısıyla basılan bir albüm bu. Hem de plak ve CD formatlarında… Ama biliyorum soracaksınız şimdi. Kimdir bu Zehra Eren diye…
Önce döneminin radyo dergilerini tarayarak, daha sonra da kendisiyle görüşerek edindiğimiz kısa yaşam öyküsü şöyle: Zehra Eren 1923 doğumlu. Sesinin farklılığı ve güzelliği daha okul sıralarında göze çarpmaya başlamış. O dönem arkadaşları arasında sık sık Zehra’ya şarkılar söyletirlermiş. Sesinin özelliği nedeniyle bas tınısı önde olan parçaları seçermiş. Pek bilinen bir Rus şarkısı örneğin; Oçiçorniya… Müzik hevesini ilk zamanlar, ağız mızıkası çalarak gidermeye çalışmış. İstanbul Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra, dans şarkılarını okuyuşu beğenilerek, akraba ve yakınlarının ısrarıyla Ankara’da bulunan dayısının yanına gitmiş. Elbette bu seyahat müzik bilgisini ilerletmek ve konservatuara devam etmek arzusuyla yapılmış. Bir de olursa radyoda şarkı söylemek… Dayısı çok yakın arkadaşı olan doktor Kadri Cerrahoğlu’na Zehra’yı dinletmiş. Kadri bey aynı zamanda ünlü bir tango bestekarı. Kadri Cerrahoğlu Zehra’ya müzik dersleri vermeyi kabul etmiş. Fakat iş derslerle sınırlı kalmamış. Kadri bey Zehra hanıma aşık olunca kısa sürede bu beraberlik evliliğe dönüşmüş. En sonunda düşleri gerçekleşmiş ve Zehra Eren, 1951 yılında Ankara Radyosu’nda Niyazi Erdem’in orkestra şefliğinde tangolar söylemeye başlamış. Dinleyiciler bu alışık olmadıkları tonda ve çok özel bir yorumla okunan tangoların tiryakisi olmuşlar. Ama oldukça çekingen tabiatlı olan Zehra hanım bütün ısrarlara rağmen sahneye çıkmamış. Eh biliyorsunuz, sahneye çıkmayan, dedikodulara bulaşmayan bir şarkıcıdan radyo dergileri pek hoşlanmaz. Bu nedenle yaptığım dergi ve gazete taramalırnda çok az haber bulabildim Zehra Eren hakkında…


Bulduklarıma bakalım. 1955 yılında Radyo Alemi dergisinin muhabiri Edip Akın yaptığı röportajda, Zehra Eren’e sorular yöneltmiş:
S- Sizdeki bu tango merakı evvelden beri var mıydı, yoksa Kadri beyle
evlendikten sonra mı başladı?
C- Merakım evvelden beri vardı. Nitekim bu hususta bir şeyler öğrenebilmek için Kadri beyden ders almaya başladım, bu arada da evlendik.
S- Radyoda ne zamandan beri okuyorsunuz?
C- 1950’den beri okuduğuma gore beş sene kadar oluyor.
S- Ama bir müddetten beri sesinizi duyamıyorduk radyoda?
C- İki aydan beri İstanbul’da bulunuyordum. Bu işleri tedvir eden Erdoğan Çaplı. Maalesef onu görmek ve konuşmak bir mesele. (…) Erdoğan Çaplı, hakikaten çok kıymetli bir sanatkar, kendisini takdir ediyorum. Fakat vazifesi son derece ağır. Hani başını kaşıyacak vakti yok derler ya, işte tam Erdoğan Çaplı için söylenmiş bir darbımeseldir [atasözüdür] bu. Bugüne kadar sadece piyano ile okuyordum, bundan sonra bir orkestra ile beraber okuyacağımı söyledi Erdoğan Çaplı.
Bir başka dergi röportajında ise, niçin İngilizce şarkılar söylemediğini soran muhabire “Ben şahsen İngilizce okumak taraftarı değilim, hatta okuyanları da tasvip etmiyorum” diyen Zehra Eren şöyle devam ediyor: “Bizde İngilizce şarkı söyleyenlerin Katibim şarkısından farkı yoktur. Nasıl ki Eartha Kitt, Katibim şarkısını söylüyorsa, bizim sanatkarların da İngilizce şarkı söylemesi onun gibi bir şey oluyor.”
Yıllarca sadece radyoda sesini duyabildiğimiz Zehra Eren sahneye Zeki Müren’in ısrararı sonucu, ilk kez 1968 yılında Ankara’da Kulüp Bulvar’da çıktı. Ses dergisi bu ilk sahne tecrübesini şöyle aktarıyordu:
“Zehra Eren hayatında ilk defa sahneye çıkıyordu. Bu yüzden de dinleyicilerin samimi alkışlarına saygılı, fakat biraz da ürkek bir şekilde mukabele etti. Heyecanlıydı, çekingendi. Ankara sosyetesinin toplandığı kulüpte, İstanbul’dan gelen şöhretler dışında milletvekillerinden Parisli elma kralı Vatasyon’a kadar pek çok tanınmış kişi vardı.
Zeki Müren bu partiye Ajda Pekkan, Peri-Han, Neriman Köksal ve Nigar Uluerer ile birlikte gelmişti. Bir süre oturduğu yerden, ilk defa sahneye çıkıp şarkı söyleyen Zehra Eren’e eşlik etti. Sonra dayanamadı, sahneye çıkarak Eren’le birlikte “Sevgiden uslanmadı gönül/ Hicrandan bıkmaz bilmem ki neden?” şarkısını söyledi.”
Zeki Müren’in bu ilgisi tesadüfi bir şey değil. Zehra Eren’le eski dostlar. Hatta Zeki Müren onun için bir de şiir yazmış:
Ziynettir dostluğun Zeki Müren’e
Ellerinde vefa, gönlünde vefa
Helâldir bu sevgin seni bilene
Rabbim yaratmıştır ancak bir defa
Andıkça taparım Zehra Eren’e.
Zehra Eren ise Zeki Müren’le arkadaşlığını şöyle anlatıyor: “Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen bir dostluktu. Beni çok severdi. Hatta kendisi bile bir Türk Müziği parçası öğrenirken; ‘Zehra bunu bir de sen söyle bakalım. Nasıl söyleyeceksin?’ derdi. Peki derdim ve bir kere de ben söylerdim. Okuyuşumu, tarzımı, yorumumu çok beğenirdi.”
Sonrasını yine Zehra Eren’den aldığımız bilgilerle aktaralım: Bulvar Palas’ın kulubündeki bu program bir ay sürdü ve büyük sükse yaptı. Hemen ardından Dışişleri Bakanlığı Zehra Eren’i Kıbrıs turnesine çıkardı. On gün boyunca Kıbrıs’ın çeşitli şehirlerinde sahneye çıktı. Daha sonra Erkan Özarman’ın girişimiyle Dario Moreno ile birlikte bir Avrupa turnesi hazırlıkları yapıldı. Fakat Moreno’nun beklenmedik ölümü bu girişimin gerçekleşmesini önledi. Ama sahne çalışmaları, genellikle Zeki Müren’le birlikte olmak üzere sürdü: İstanbul’da Taşlık Gazinosu’nda, Çakıl Gazinosu’nda, ve Bursa gazinolarında sahneye çıktı.
Gelelim TRT’nin yayınladığı albüme. Bu album aslında 1953-54 yıllarında İstanbul Radyosu’nda yapılan bir programın kayıtları. Zehra Eren’e eşlik eden müzisyenler ise şöyle: Piyano: Erdoğan Çaplı ve Cemil Başargan.Kontrbas: Özdemir Baturalp.Bateri: Muzaffer Erberik. Plakta 12 tango var.Bunların beste ve söz yazarları ise şunlar: Necdet Koyutürk, Fehmi Ege, Erdoğan Çaplı, İbrahim Özgür, Cemil Başargan ve elbette 6 tangosuyla Kadri Cerrahoğlu. Plağı dinlemeye başladığınızda bizi bu sesten niçin yıllarca mahrum ettiniz diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz. Evet, hala aynı soruyu soruyorum: Hiç Zehra Eren’i dinlediniz mi? Dinlemediyseniz, bu fırsatı kaçırmayın, çok özel bir ses ve yorumla karşı karşıya olduğunuzu hemen anlayacaksınız.
KADRİ CERRAHOĞLU: HOCASI VE EŞİ
Zehra Eren’in eşi Kadri Cerrahoğlu Ankara sosyetesinin yakından tanıdığı bir diş doktoru, aynı zamanda da tango bestekarıydı. Sarhoş, Annem, Leyla, Siyah Gözler en çok yorumlanan tangolarıdır. Tangolarını Zehra Eren dışında en çok İbrahim Özgür seslendirmişti. 31 Ekim 1983 tarihinde 80 yaşında ölen Kadri Cerrahoğlu’nun diğer tangoları arasında Gönül Rüyası, Emel, İnan, Simsiyah Bakışların, Beyoğlu yer alır. Şecaattin Tanyerli’nin seslendirdiği Beyoğlu tangosunun sözleri ise şöyledir:
Bir yığın insan dolu/ Baştan başa Beyoğlu/ Bilmem hatırlar mısın/ Geçtiğimiz o yolu./ Bakıyorum etrafa/Şu zavallı girdaba/ Hüzünle soruyorum/ Bu akış ne tarafa?/ Aksın bu sel durmasın/ Sevişenler doymasın/ Yanağında yaşlık var/ Sakın yağmur olmasın…/ Bir zamanalar bu yolu/ Geçmiştik ümit dolu/ Işıklara bürünmüş/ Parıldıyor Beyoğlu.

6 Temmuz 2014 Pazar

Hasan Cihat Örter ve Dini maske altinda Ateizm


"VARSAYALIM" YÜCE TANRI'dan MEKTUP :

DİYELİMKİ BEN HİÇ BİR ZAMAN VAR OLMADIM 
VE 
BENİ DİNLERSENİZ GİDİN ADAM GİBİ YAŞAMAYA BAKIN 

BENİM ADIMA ELÇİ VE VEKİL YARATIP BİRBİRİNİZİ KANDIRIYORSUNUZ, ONU ANLADIK DA, PEKİ BENİM ADIMI NİYE ORTAYA ATIP KULLANIYORSUNUZ??

EĞER BEN ALLAH İSEM NİYE MUSA'yı GÖNDEREREK CUMARTESİYİ, İSA'yı GÖNDEREREK PAZAR GÜNÜNÜ, VE MUHAMMED İLE CUMA GÜNÜNÜ TATİL YAPAYIM??!!!

NİYE İSA'nın MÜRİTLERİ KİLİSEDE ŞARABI RAHAT
İÇEBİLİRKEN DİĞERLERİ İÇTİĞİNDE KIRBAÇ YEMEK ZORUNDA KALIYOR??!!

NİYE BİRİSİNİ KARA ÇARŞAFA SARMAM GEREKİRKEN DİĞERİNİ ÜSTSÜZ GEZMESİNE MÜSAADE EDEYİM?

BİRİSİ İMAMI İLE DİĞERİ PEYGAMBERİ İLE
BİR BAŞKASI HAYALLERİ İLE MUTLU OLSUN AMA SONUNDA NEDEN BİRİSİ HATEM DİĞERİ MATEM OLSUN??..

EĞER Kİ BEN VAR İSEM VE DİNLERİN ANLATTIĞI GİBİ BU DENLİ SEVGİ DOLU İSEM;
TARİHTEKİ EN KANLI SAVAŞLAR,
DİNİ VECİBELERİN YERİNE GELMEMESİ SONUCU MEYDANA GELEN KATLİAMLAR NEDEN HEP DİN ADINA GERÇEKLEŞTİ????!!!

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ ÖLENLER CENNET'te MİDİR YOKSA CEHENNEM'de Mİ????

VEYA DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ MUSA, İSA VE MUAHAMMED ÖNCESİNDE DOĞAN VE ÖLENLERİN HESABINA NASIL BAKILACAK??

DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ BEN BÖYLE BİR ALLAH OLSAYDIM; NİYE O ZAMAN BİR ÇOK YAMUK İNSANIN BENİM ADIMA ALLAHLIK YAPMASINA VE YERYÜZÜNÜ CEHENNEME ÇEVİRMESİNE MÜSAADE EDİYORUM??

İBADETE MUHTAÇ OLAN BİR ALLAH. EMİRLERİNDEN VAZGEÇENLERİ GADDARCA CEHENNEME GÖNDERECEĞİNE YEMİN EDEN BİR ALLAH.

YERYÜZÜNÜ BİR DENEY ORTAMI VE İNSANLARI
DENEY FARESİ GİBİ GÖREN VE YERYÜZÜNDE YASAKLADIĞI HER ŞEYİ (ŞARAP, ZİNA VB...) CENNET İÇİN VAAT EDEN BİR ALLAH...

EMİN OLUN Kİ O BEN DEĞİLİM VE OLAMAM

ARKADAŞ AYAK AYAK ÜSTÜNE ATIYORSUN VE BEKLİYORSUN Kİ FALAN VEYA FİLAN ERMİŞ GELECEK SENİ İHYA EDECEK ÖYLE Mİ? MADEM ONU BEKLİYORSUN BUGÜNDEN İTİBAREN CENNETİN KAPISINI MÜHÜRLÜYORUM VE KİMSEYİ SOKMAYACAĞIM ANLAŞILDI MI?

HEPİNİZİN BEYNİNDE BİR KAÇ MİLYAR GRİ HÜCRE VARDIR BOZULMASINLAR VEYA TOZLANMASINLAR DİYE ASIL ONLARI ÇALIŞTIRIN...

DÜNYANIN İÇİNE EDER, DÖNÜP "ALLAH'ın TAKDİRİ" DERSİNİZ.
HİÇ Mİ AKLINIZA GELMİYOR MU? EN AZINDAN BİR GOOGLE MÜDÜRÜ KADAR BECERİ SAHİBİ DEĞİL MİYİM Kİ HEM ÜRETİCİLER HEM TÜKETİCİLER MEMNUN OLSUNLAR???

SİZ BİR KEZ GOOGLE İÇİN SIGN-IN YAPINCA UZUN BİR SÜRE O BAĞLANTIYI KOPARMADAN GÖTÜREBİLİYORSUNUZ.
PEKİ HER GÜN BENİM İÇİN 5 DEFA SIGN-IN YAPMANIZA NE GEREK VAR. GÖNÜLDEN BENİMLE İSENİZ YETERLİ, BİR ÖMÜR O BAĞLANTI İLE DEVAM EDEBİLİRİZ.

DUALARINIZA GELİNCE EMİN OLUN ONLARIN %99.99 SPAM OLARAK KALIYOR
VE
HİÇ MAIL BOX'ıma YANSIMIYOR.

BEN SİZE DÜŞÜNÜN DİYE AKIL VERDİM
HAREKETE GEÇİN DİYE EL VERDİM
YÜRÜSENİZ DİYE AYAK VERDİM
GÖZ KULAK, AĞIZ VE DİĞERLERİ
SİZ KARAR VERESİNİZ, UYGULAMAYA KOYASINIZ DİYE BUNLAR VERİLDİ. YOKSA VERMEYİP DUALARLA, MUSKALARLA, KENDİ KANUNLARIM LA SİZİN YERİNİZE KARAR VERİP UYGULAMAYA KOYARDIM.

SİZ BENİM HER DİNİ YARATIRKEN BİRİSİ VEYA BİRİLERİNİN HUYUNA VE ZEVKİNE GÖRE VE ARALARINDA BU DENLİ FARKLILIKLAR BULUNABİLECEK KADAR KARARSIZ VE DENGESİZ OLDUĞUMU NASIL DÜŞÜNÜRSÜNÜZ? VEYA HER YENİ DİN İLE BİRLİKTE TEMELDEN HER ŞEYİ BAŞTAN DEĞİŞTİRMEMİ NASIL BEKLERSİNİZ????!!

BİRAZ AKLINIZI KULLANMANIZI TAVSİYE EDERİM.

AKIL, AKIL, AKIL
AKIL, AKIL, AKIL
AKIL, AKIL, AKIL
AKIL, AKIL, AKIL



ve ona cevaben yazilan mesajlar




Yorum sizlerin...