hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hürriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2015 Pazartesi

Kim Caldi

7 Haziran seçimleri öncesi PKK’nın baş propagandisti Ahmet Hakan’dı. Bunu bilmeyen yok. Türk milleti Coşkun’un tüm ihanetlerini kaydetti ve elbette bedelini ağır ödetecek. HDP=PKK’dır bu ülkede ve oluk oluk kan akıtan bu vahşi örgüte yardım ve yataklık eden hiç kimse cezasını çekmekten kurtulamaz. Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık. Bu arada Halim Aydın ve Cesim Parlak’ın parasını çaldığı belgelenen Ahmet Hakan her ortamda morlaşan suratıyla bana küfürler yağdırmaya devam ediyor. Ettiğin küfürler belgelenmiş hırsızlığını örtmüyor garson Ahmet. Sinir hastalığı haplarını ve psikiyatrik ilaçlarını biraz daha fazla alman lazım bugünlerde. Sinir haplarının yanında şuursuzluğu düzelten haplar varsa onu da alman lazım. Önce konumunu ve haddini bilerek şuur kazanman lazım. Medaim Yanık gibi usta bir psikiyatri profesörüne muayene olup kendini hala muktedir sanan zavallı bir tip olduğunu dürüstçe itiraf etmen lazım. Şizofreni hastaları gibi hala kendini Hürriyet’in Türkiye’yi yönettiği günlerde zannediyorsun. İstersek seni sinek gibi ezeriz. Bugüne kadar merhamet ettik de hala hayatta kalabiliyorsun. 
Halim Aydın ve Cesim Parlak’ın paralarının çalındığı mahkeme kararıyla açıktır. Bu hırsızlık dolayısıyla Ahmet Hakan’ın imam babasının evine haciz gelmiştir. Silivri İcra Müdürlüğü Ahmet Hakan’ın imam babasının evine hırsızlık sebebiyle el koymuştur. Bu kanıtlı ve belgeli bir dolandırıcılık vakasıdır. Yalan mı Ahmet Hakan? Aynı şey geçmişteki One Ajans vurgunu için geçerlidir. 2 Ocak 2009’da TRT’ye imzalatılan büyük soygunun hesabı hala Ahmet Hakan’a ve çetesine sorulmadı. Savcılık şu an soruşturmayı sürdürüyor ve iddianame yazılma aşamasında. Devlet Denetleme Kurulu’nun TRT’deki soygunlarla ilgili raporu bekleniyor. Hırsızlık tüm boyutlarıyla ortaya çıkacak. One Ajans vurgunu olarak kayıtlara geçen büyük soygunun içinde kimler yoktu ki. Bu soygun işini genel koordinatör gibi yöneten bizzat Ahmet Hakan’dı. One Ajans’ta Mükremin Atmaca ve Abdullah Topel Coşkun soygunun yürütücüsü iki adamdı. Ahmet Hakan’ın yengesi Özlem Coşkun da bu yolsuzluğun içindeydi. Mükremin Atmaca bir yandan İslami kesimin içinde ilişkiler kurmuş, bir yandan da Erkan Mumcu’nun çantacılığını yapmış ve bu tür alengirli işleri Erkan Mumcu’nun yanında öğrenmiş ANAP kökenli bir adamdı.
Bizim camiada özel sohbetlerde herkes Mükremin Atmaca deyince Levent Gültekin için kullanılan cümleleri sarf eder. Bu arada Levent Gültekin de ML kod adlı soruşturmada imar yolsuzluğuyla ilgili ve Cine5 döneminden de paravan şirketlerle kanalın kaynaklarını hortumlamak ile ilgili hesap verecek. İstanbul’u kirleten ve yeşili katleden Gültekin’e ait kaçak beton kulelerin yıkılması da gündemde.
Biz yeniden One Ajans vurgununa dönelim... Dönemin TRT’sinin ikinci adamı Zeynel Koç da Erkan Mumcu’nun çok yakınıydı. Ahmet Hakan ve Abdullah Topel Coşkun da İbrahim Şahin’le kankaydı. Tüm bu girift ve yoz ilişkiler ağı sayesinde 2 Ocak 2009’da o büyük vurgun yapıldı. Devletin yani milletin paraları hortumlandı. Bu soygunun hemen ardından Ahmet Hakan 5 Ocak 2009’da İbrahim Şahin’le ilgili “Yıldızı parlayan bürokrat” başlıklı basın tarihine utançla geçecek bir yazı yazdı. Dönemin TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’i yıkayıp yağlayan bu yazı soyguna yol vermesi karşılığında Şahin’e verilmiş basın rüşvetiydi. Ahmet Hakan’ın başında olduğu yolsuzluk çetesi tam anlamıyla açıktaydı. O dönem de basında bu yolsuzluklar yazıldı ve Mali Şube One Ajans soygunu konusunda detaylı dosya hazırladı fakat dosyayı işleme sokmadı. Mali Şube’yi yöneten Fethullahçı çete ile Ahmet Hakan’ın başında olduğu One Ajans çetesi arasında ne tür pazarlıklar oldu? Bunlar da teker teker ortaya çıkacak...
Sonrasında ise dönemin İçişleri Bakanı olan ve One Ajans çetesiyle haksız çıkar ilişkileri olan İdris Naim Şahin dosyanın tamamen imha edilmesini istedi. Bugün biliyoruz ki İdris Naim Şahin diğer yandan Fethullahçı çetenin emrinde bir bakandı. Bütün bu yoz ilişkilerin odağında olan ve 2012 yılında evlenen Mükremin Atmaca’nın iki nikah şahidi kimdi dersiniz? Yaptığı yolsuzluğun üstünü örten İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Atmaca’nın girift ilişkiler üstadı Erkan Mumcu... Düşünün her gün her ortamda Recep Tayyip Erdoğan ve ailesine küfreden Erkan Mumcu ve Ahmet Hakan aynı dönemde hem TRT’den trilyonlarca TL hortumluyordu hem de AK Parti’den siyasetçilerle ve Mükremin Atmaca aracılığıyla kimi sözde muhafazakâr gazetecilerle kanka vaziyetteydi. Ama artık bu dönem bitti. One Ajans dosyası da yeniden açılıyor ve sorumlu olan herkes yapılanın bedelini ödeyecek. Hem de en ağır şekilde..

11 Haziran 2015 Perşembe

Büyük Mason Erol Simavi’nin geride bıraktığı sırlar


Erol Simavi,  gazetesinin sahibi olduğu 1988 yılında dönemin Başbakanı 'a hitaben bir mektup yazmış, o mektup 19 Nisan 1988 tarihli Hürriyet Gazetesinde yayınlanmıştı. Simavi, 1983'ten itibaren iktidarda olan Özal'ın Hürriyet gazetesinin yayınları nedeniyle yaptığı serzenişlere, tepki gösteriyor ve Özal'ı değişmekle ve basına müdahaleyle suçluyordu. O mektup medyanın siyasete yaptığı sivil darbe olarak yorumlanmış ve yıllarca tartışılmıştı. O mektubun arkasında askeri vesayetin olduğunu söyleyenler de oldu uluslararası sermayenin olduğunu söyleyenler de… 

ÖZAL'A TEHDİT İFADELERİ 
O mektup'ta Simavi'nin kullandığı bir ifade yıllardır tartışmaya açık. Erol Simavi, Özal'a "üzerine basa basa söylüyorum: Bizler hancıyız, sizler öyle de, böyle de yolcu..." diyordu. Hürriyet Gazetesi'nin siyasete doğrudan müdahalesi o tarihten bu yana kesintisiz devam etti. 



ÖZAL SUİKASTİNİN ARKASINDA EROL SİMAVİ Mİ VARDI?
Simavi'nin Özal'a yönelik tehdit içeren "biz hancıyız, siz yolcu" ifadesini kullandığı o mektubun yayınlanmasının üzerinden 2 ay geçtikten sonra Türkiye, Başbakana yönelik girişimiyle sarsıldı. 18 Haziran 1988 günü Başbakan Turgut Özal, Anavatan Partisinin olağan genel kurulunda kürsüde konuşma yaparken silahlı saldırıya uğradı.

AHMET ÖZAL'DAN ÇARPICI İDDİA
Sonraki dönemlerde merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, 1988 yılında babasına yönelik suikast girişiminin arkasında Hürriyet'in sahibi Erol Simavi'nin olduğu iddiasında bulundu.



ÇETİN EMEÇ CİNAYETİ
Turgut Özal'a yönelik suikast girişimi ve Çetin Emeç cinayetinin ardından Erol Simavi'nin Hürriyet Gazetesini satarak, ülkeyi terk etmesi kafalarda soru işaretleri bırakmıştı. Hatta bu konularla ilgili Ahmet Özal'ın ortaya attığı iddialar üzerine 2010 yılında Reha Muhtar Vatan Gazetesindeki köşesinde Erol Simavi'ye bazı sorular yöneltmişti.

SİMAVİ'YE SORULAR
İşte Reha Muhtar'ın 16 Şubat 2010 tarihinde Vatan Gazetesindeki köşesinde Simavi'ye yönelttiği sorular:
1) Erol Simavi, niçin aradan geçen 20 yıl içinde bir kez olsun aileyi arayıp, başsağlığı bile dilemedi?.. Bu normal bir davranış mı?
2) Erol Simavi, Emeç suikastından bir süre sonra neden Hürriyet'i apar topar satıp, tamamen İsviçre'ye yerleşti?
3) Simavi'nin Hürriyet'i satışıyla, Çetin Emeç suikastı arasında bir bağlantı var mı?.. Simavi kendisine yönelik bir saldırı olacağından mı korktu?
4) Turgut Özal'a yapılan suikast, Çetin Emeç suikastı ve Erol Simavi'nin apar topar Hürriyet'i satıp İsviçre'ye gidişi arasında bir bağlantı var mı?..

İSRAİL İLE BAĞLANTISI VAR MIYDI?
Hürriyet Gazetesi ile İsrail arasında bağlantı olduğu yıllardır konuşulur. Simavi'nin Hürriyet'i kurduğu yıl olan 1948 aynı zamanda İsrail Devletinin kurulduğu tarihtir. Ve Burla Biraderler'in Simavi'ye sattığı matbaa ve Hürriyet'in o matbaada basılması, söz konusu bir İsrail ilişkisi olarak değerlendirilmişti.

EMİN ÇÖLAŞAN'A RÖPORTAJI, MASONLUK AÇIKLAMASI 

Simavi, 1988 yılında Emin Çölaşan'la gerçekleştirdiği söyleşide  olduğunu itiraf etmişti. 


İşte röportajın o bölümü:

Çölaşan: Efendim, sizin mason olduğunuzu duymuştum. Masonlar genelde kendilerini gizlerler. Gerçekten mason musunuz? Yoksa masonlukla hiç ilginiz yok mu?

Simavi: Eminciğim iyi ettin bu soruyu sormakla. Şekerim ben, 27 yaşında mason oldum. Türkiye'nin en genç masonuydum. 30 yaşında üstad, 31 yaşında İstanbul Büyük Locası Başkanı oldum ve 33 yaşıma kadar başkanlık yaptım. Sonra bir gün bizim bağlı olduğumuz İskoçya Büyük Locası'nın en büyük üstadı buraya geldi... Üst makama masonlukta obediyans denir. Bağlılığı, bağımlılığı ifade eden fransızca bir kelimedir bu. Bizim o en büyük üstat bir İngiliz... Meğerse benden de gençmiş! Adamla karşılaşınca bir tuhaf oldum. Ama ben masonlukta çok çalıştım çok şeyler öğrendim. Müthiş sabırlı bir insan oluşumun sebebi, tamamen mason oluşumdandır. Masonlara 'dinsiz' derler... Her işin başında onların olduğunu söylerler. Bunlar gülünç iddialardır. Masonluk her dine saygı gösterir. Nitekim Ramazanlar'da bizim biraderlerin neredeyse dörtte üçü oruçlu olduğu için locadaki toplantıların saatini öne alırdık. Konuşmaları da uzatmamaya bakardık. Maksat toplantımız erken bitsin ki biraderler de aşağı salondaki iftar sofrasına yetişebilsin. Geçmişe baktığımızda da masonlar arasında padişahlar vardır, şeyhülislamlar vardır... İlk mason olacağın vakit insanı oraya gözü kapalı getirirler. Bazıları zanneder ki masonluğun şartı Allah'a ve dine inanmamaktır. Kendisine bu konuda soru sorulur. Cevap, 'Ben Allah' tanımıyorum, dine inanmıyorum' olursa bunlar hemen yine gözü kapalı olarak binadan çıkartılırlar. Bir daha da gelemezler. Allah'a inanmayan, dini tanımayan insan mason olamaz. Ama sadece kendi dinine değil, Allah'ın birliğine inanan, her dine saygı göstereceksin. Zaten müslümanlığın şartı da bu değil mi? Biz, her dine saygılıyızdır.

TÜRKEŞ İDDİASI
Simavi o röportajda Alpaslan Türkeş'le ilgili iddialar da ortaya atmış ve "27 Mayıs ihtilali olmuştu. 9 Kasım 1960 Çarşamba günüydü. Sıkıyönetimden aradılar. Milli Birlik Komitesi üyesi Albay Alparslan Türkeş görüşmek istiyormuş. Florya'ya gittik. Komite içinde darbe yapacaklarını anlattı. Mason olduğumu öğrenince, kendisini de masonluğa almamız için ısrar etti" ifadelerini kullanmıştı.

EROL SİMAVİ KİMDİR?
1930 doğumlu olan Erol Simavi Sedat Simavi'nin oğludur. 1949'da Işık Lisesi'ni bitirdi. Babasının ölümünden (1953) sonra ağabeyi Haldun Simavi ile birlikte Hürriyet gazetesinin yönetimini üstlendi. 1971'de Haldun Simavi'nin Veb Ofset grubunu oluşturarak ayrılmasından sonra gazete tümüyle onun yönetimine geçti. Hürriyet'in yanında Kelebek, Hafta Sonu, TV'de 7 Gün, Çarşaf, Gong, Gösteri gibi kendi alanında başarılı birçok yayını da gerçekleştirdi.

Önce 1993 yılında Hürriyet'in yüzde 25'lik hissesisini Erol Aksoy'a satan Simavi, geri kalan hisseleri de 1994 yılında Aydın Doğan'a satarak medya sektöründen çekildi. 8 Haziran 2015 tarihinde hayatını kaybetti.[1] Kanlıca Mezarlığı'na defnedildi